AMERİKA ÖNCE BİR ‘GÜNAH ÇIKARTSIN’

 

Cehalet,  ilkesizlik ve samimiyetsizlik Amerika’nın Ortadoğu politikasının üzerinde yükseldiği üç sütundur. Acı olan şu ki,  bu politikaların bedelini Amerika değil bölge ülkeleri ödeyip duruyor.

Amerika’nın 2003’ten beri Ortadoğu’da neredeyse tek bir doğru hamlesi yoktur.

Irak’ı 2003 yılında bir yalan üzerine işgal ettiler. Onbinlerce masum insan hayatını kaybederken yüzbince çocuk babasız kaldı, milyonlarca insan evinden barkından oldu, ülkesini terketmek zorunda kaldı.

Sonuçta ne oldu?

Amerika işgali Irak’ı , ‘şer ekseni’ne yerleştikleri  İran’ı etkisine bıraktı, daha doğrusu İran’a tam anlamıyla teslim edildi.

Amerika bölgenin cahilidir. Binden fazla think tank’i olması bu gerçeği değiştirmiyor.

Irak gibi bir ülkeyi İran’a teslim etmekle kalmadılar, başına getirdikleri Maliki isimli İran kuklasının  Sünnilere karşı intikamcı politikalarına da  sessiz kaldılar. Bunun bütün bölgeyi nasıl tahrip edeceğini anlamadılar.

Maliki politikaları Irak’ı parçaladı, Sünni halkı Bağdat’tan koparttı.

 Musul gibi bir Sünni merkezin  birkaç saat içinde IŞİD’in kontrolüne girmesinin altında yatan buydu.

Amerika tabloyu görmeye başlayıp Maliki’den desteğini çektiğinde iş işten geçmişti.

2010 sonlarında patlak veren Arap Baharı, Amerika’nın Ortadoğu’daki iki yüzlü politikalarını bir kanıtı oldu. Ağızlarından düşürmedikleri ‘demokrasi’  söyleminin sadece retorikten ibaret olduğunu bölgedeki milyonlarca insan net biçimde gördü. Obama, bir daha Kahire Amerikan Ünivertesi’nde konuşma yapamaz hale geldi.

Obama yönetimi, milyonlarca Mısırlı ‘demokrasi’  ve ‘serbest seçim’ talebiyle  sokaklara dökülünce paniğe kapıldı, İsrail’in de dürtüklemesiyle serbest seçimle iktidara gelen bir yönetime bir yıl bile tahammül edemeyip  darbeyle devirdiler. 

Özgürlük  ve refah arayışındaki milyonlarca Arap gencinin umudunu yok eden Batı ve Amerika’dır. IŞİD gibi  radikal örgütlerin taban tutmasının arkasında yatan en önemli faktör bu ‘umutsuz’  yüzbinler ve milyonlardır.

‘Amerikan aklı’IŞİD gibi örgütleri, bu kitleleri kazanmadan yenemeyeceklerini kavrayamıyor.

Suriye’de de aynı şeyi yaptılar.

Orada da milyonların değişim ve serbest seçim talebine sırt çevirdiler.

2011 Mart ayından itibaren Beşar Esed’in devrilmesi için Türkiye’ye bile  baskı yaparken , yine İsrail’in yönlendirmesiyle birkaç ay içinde Beşar Esed’i yerinde tutma politikasına döndüler. İsrail Obama’ya ‘bildiğim düşman bilmediğim düşmandan iyidir.Esed yerinde kalmalı’ demişti.

Türkiye’nin ve pekçok ülkenin telkinlerine rağmen ılımlı Suriye’de muhalif unsurları  desteklemeye yanaşmadı, onları yüzüstü bıraktı  ve meydan IŞİD gibi radikal  örgütlere kaldı. Amerika’nın eski dışişleri bakanı Hillary Clinton, görevi bıraktıktan sonra kaleme aldığı (Hard Choices) isimli kitabında bu durumu itiraf ediyor. Kendisinin Türkiye’nin de aralarında bulunduğu müttefiklerin uyarılarını anladığını ve doğru bulduğunu ama Başkan Obama’yı ikna edemediğini anlatıyor.

Amerikan yönetiminde birazcık samimiyet olsa   önce ortaya çıkıp ‘hata yaptık’  diye bir özeleştiride bulunur, ‘ peki şimdi ne yapmalıyız?’ diye sorar.

Bunu yapmıyorlar, bataklığı kurutmayı düşünmüyorlar, bunun yerine bataklıkta Tomahawklarıyla sinek avlamaya kalkıp bunu da dünyaya ‘strateji’ diye yutturmaya çalışıyorlar.

Amerikan yönetiminin önce Ortadoğu halklarından özür dileyip, işlediği günahları itiraf etmelidir. Zira Amerika’nın  bu coğrafyada yatacak yeri yoktur!...

Gürkan Zengin

12.09.2014