Ne Ortadoğu’yla Ne Ortadoğu’suz...

Ne Ortadoğu’yla Ne Ortadoğu’suz...

FİLİSTİN konusunda Türkiye’nin devrede olmasını “eleştirenler” var.


Aslında doğru olanı budur.
Yanlış olan “taraf” tavrına girmektir.
Bu yüzden Türkiye bölge politikasında sıkıntılar yaşıyor.
“Türkiye’nin yalnızlığı” konuşuluyor.
........................
“Doğru” olanla başlayalım. (*)
Türk Hava Yolları’nın İstanbul’dan en uzun iç hat seferi ülkenin doğu ucundaki Van’adır.
Mesafesi 1.304 kilometredir.
Yine İstanbul çıkışlı olarak hesaplandığında Van’dan daha kısa bir mesafe uçarak 17 ayrı ülkeye varabilirsiniz.
Bu 17 ülke 3 ayrı kıtada yer alır, bir kısmı Batı Avrupa ve Balkanlar, bir kısmı Kafkasya, Orta Asya, bir kısmı da Fas’tan İran’a kadar uzanan Ortadoğu hattındadır.
Özellikle o 17 ülkenin yarısına yakın olan Ortadoğu ülkelerinde olanlara kayıtsız kalamaz.
Bu jeopolitik gerçekliğin yanı sıra ekonomik zorunluğa da işaret edilmeli.
Türkiye dünyanın en büyük 16 ekonomisinden birine sahip.
2023 hedefi ilk 10’a girmek.
Kolay değil...
Bu hedefe ulaşmak için İngiltere’yi geride bırakması gerekiyor.
İlk 10’un ABD, Çin, Rusya ve Brezilya gibi ülkeleri kıta ölçekli.
Türkiye bu büyüklükte yani kıta ölçekli dış politika düşünmeli.
Özellikle enerji kaynaklarına erişmek önemli.
Bölgede bütün büyük güçler o enerji kaynaklarına odaklı dış politikalarda ellerini içeride tutuyor.
..........................
Enerji kaynakları için verileri sıralayayım...
2007 yılı sonunda yapılan hesaplara göre dünya petrol rezervlerinin yüzde 30’u. (743 milyar varil)
ABD’ye göre 2020’de Körfez bölgesinin tek başına dünya petrol ihracatının yüzde 54-67’sini sağlayacağı öngörülmekte.
Ortadoğu “doğalgaz” kaynaklarıyla da çok zengin.
Dünya doğalgaz rezervlerinin yüzde 40’ı Ortadoğu’da.
Ortadoğu’yu aşıp “İslam coğrafyası” dikkate alındığında dünya enerji kaynaklarının yüzde 90’nı İslam ülkelerinden çıkıyor.
Ancak...
Buna rağmen dünyanın en yoksul 48 ülkesinin 22’si İslam ülkesi...
57 İslam ülkesi dünya üretiminin ancak yüzde 7’sini karşılayan hazin bir milli gelir yoksulu.
Başka bir ifadeyle, 57 İslam ülkesi bir Alman ekonomisi etmiyor.
Diktatörlerin, kralların, şeyhlerin Batı’yla al gülüm ver gülüm ilişkilerinden Karunlar gibi zenginliğine karşın İslam halklarının günde 2 doların altında yaşama mahkum yoksullukları elbette Ortadoğu’yu kanla petrolün ve kumun karıldığı “batak/acılı/sancılı/sorunlu” coğrafya yapıyor.
Türkiye bu belalı coğrafyaya hem jeopolitiği, hem ekonomisi gereği “aktör” olmak zorunda, hem de bacağını o batağa kaptırmamak için çok özenli olmak...
..........................
Bunlara bir de “İsrail” faktörünü ekleyin.
300 milyonluk Ortadoğu Müslümanları ve onların silahlı kuvvetleri sadece 8 milyon nüfusa sahip İsrail’in karşısında sürekli yeniliyor.
Bunun psikolojisi “öfke” oluyor.
Genç İslam nüfusu “öfke patlamaları” içinde.
Hadisenin sadece askerin askerle karşılaşması boyutunda kalmayarak, kadınların, çocukların, bebelerin de katline uzanması ne yazık ki “nefret iklimi” üretmekte.
İsrail’in yanı sıra onun arkasında olan ABD’ye de...
Ve...
Ortadoğu  İslam toplumlarının bu psikolojisinde, travmasında odak noktası Filistin.
..........................
İşte şu son krizin zaman ve mekân limitlerini aşarak geniş fotoğraf budur.
Ne Ortadoğu’yla ne Ortadoğu’suz olabilecek bir Türkiye.
..........................
(*) Gürkan Zengin’in “KAVGA- Arap Baharı’nda Türk Dış Poltikası” kitabını zevkle ve ilgiyle okuyorum.
Kapalı kapılar ardındaki birçok gerçeği yansıtan bu kitap mutlaka okunmalı.