Ortadoğu’da büyük kavga

Ortadoğu’da büyük kavga

Taha Akyol | Milliyet Kitap  15 Ağustos 2013

Gürkan Zengin son kitabında, Türkiye'nin Ortadoğu politikasının şifrelerini incelerken Libya, Mısır ve Suriye'de izlenen politikalara da mercek tutuyor.

Önümüzdeki en az çeyrek asırda dünyanın Ortadoğu olaylarıyla çalkalanacağı kesin: 20. YY.'ın çizdiği sınırları zorlayan Kürt hareketi, petrol jeopolitiği ve nihayet “Arap Baharı” denilen bütün sosyo-politik dengelerin alt üst olduğu uzun vadeli süreç... Bunlar için, ne önümüzdeki yıla ne daha uzun bir vadeye ilişkin tahminde bulunmak mümkün.

Böyle bir ortamda gazeteci Gürkan Zengin’in “Kavga, Arap Baharı’nda Türk Dış Politikası” adlı kitabının yayımlanması çok iyi oldu. Bir gazetecilik çalışması olduğu için, soyut teorik tahliller yerine, olaylara dayalı bir araştırma kitabı.

Kitapta, Mursi’ye karşı hareketler başlamadan önce yazıldığı halde, Mursi’nin devrilişine, Batı ve Amerika’nın 'darbe' diyemeyen tutumuna ilişkin ipuçlarını görüyorsunuz. Amerika, İsrail’in hatrına, Mübarek’ten memnun. Tahrir’de gösteriler başlayınca, Amerika Mısır’lı generallere "Sükuneti sağlayın,” diyor. Haberin kaynağı 29 Ocak 2011 tarihli The New York Times gazetesi. Gazete “Mısır ve Amerikan orduları arasındaki ilişkiler çok yakın,” diye de yazmış.

Sonra Netanyahu’nun 31 Ocak tarihli açıklaması: “Bölgemizde ve Mısır’da olanları kaygıyla izliyoruz. Mısır’da sonunda İran’daki gibi radikal İslamcı bir rejim başa gelebilir...” Netanyahu bu sözleri Merkel’le yaptığı basın toplantısında söylüyor. Gürkan, kitabında Mübarek devrilince Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun söylediklerini de aktarmış: “Mısır Ortadoğu’da Türkiye’nin en önemli stratejik müttefiki haline dönüştü.” 26 Kasım 2011’de CNN Türk’teki açıklaması...
O zamanın bu bilgileri bugünkü tabloya ışık tutuyor. Hem Türkiye’nin karşılaştığı bir tür yalnızlık konjonktürü, hem Mısır’daki askeri rejim...

Asıl sorun: Kürt hareketi

Zengin’in kitabının 7. bölümü “Mezopotamya’nın Yeni Şafağında Türkler ve Kürtler” başlığını taşıyor. Irak ve Suriye Kürtlerini, Barzani ve PYD’yi, aynı zamanda PKK ve 'çözüm süreci'ni ele almış. Kürt hareketini de şu başlık altında inceliyor: “Ortadoğu’da sahneye çıkan bir millet: Kürtler.”

Doğru bir teşhis. Kürt uluslaşması süreci yaşanıyor Ortadoğu’da. Sınırları belirsiz fakat varolan bir coğrafyada farklı aktörler tarafından yürütülüyor. Belirsiz sınırlar ve farklı faktörler çözümü hayli zorlaştırıyor tabii. Ama büyüyor da... Kitapta, Irak Kürdistan’ındaki petrol üretimine ilişkin rakamlar var: 2013 başı itibariyle 47 petrol şirketi faaliyet gösteriyor. 2012 yılında günlük 170 bin varil üretim yapıldı. 2015’te bunun 500 bin varile çıkması bekleniyor. Denizlere tek çıkış yolu da Kerkük-Yumurtalık boru hattı yani Türkiye! 

Kürtler için 21. YY.'ın “tarihi bir fırsat” olduğunu tespit eden Zengin şöyle yazıyor: “Bu ille de bağımsızlık demek değildir. Kürt siyasi hareketine öncülük yapanlar kritik bir soruya cevap vermek zorundalar: Acaba Kürtler için barış, özgürlük ve refahın yolu bağımsızlıktan mı geçiyor? Yoksa bağımsızlık için çıkılacak yol Kürtler ve bölge halkları için yeni acılar, kan ve gözyaşı mı demek?”

Gürkan, cevabını içeren rasyonel bir soru sormuş fakat burada asıl mesele milliyetçiliğin 'rasyonel' olmaktan çok irrasyonel olmasıdır. Onun için, Kürt hareketinin geleceği ve Ortadoğu’da yol açacağı süreçler hakkında da bir tahminde bulunmak çok zordur.

21. yüzyılda Ortadoğu

Böylece 21. YY.'da Ortadoğu’nun bir 'belirsizlik alanı' olduğu ortaya çıkıyor. Gürkan’ın kitabında, Ortadoğu’yu 21. YY.'ın 'belirsizlik alanı' haline getiren Suriye krizi, Libya, Tunus, Suudi Arabistan, İran ve tabii İsrail faktörleri de ele alınmış; somut olaylarla, kaynağı gösterilen haberlerle. Kitapta AK Parti’nin Ortadoğu vizyonu da anlatılıyor. Yaşadığımız olaylar, başlangıçtaki bu vizyonun realist bir bakışla revize edilmesi gerektiğini gösteriyor.

http://www.milliyetsanat.com/kitap/yazarlar/Ortadoguda_buyuk_kavga/262/3