Ortadoğu Kılavuzu Karga Olanın....

Amerika'nın ne aklı ne fikri dünyaya liderlik etmeye kifâyet etmiyor.
Dahası izlediği politikalar zannedildiği gibi kendi çıkarlarına da hizmet ediyor değil.

Washington bir gölge başkent.
Amerika'nın son dönemdeki Mısır ve Suriye politikalarını belirleyen asıl merkez
Tel Aviv'dir.

Mısır'daki darbe sürecinde Tel Aviv'i değil de Ankara'yı dinleseydi bugün hem kendi değerleriyle çelişmez hem de Ortadoğu'da radikalleşmenin önü alınırdı.

Suriye'de İsrail'i dinleyip 'Esed iktidarda kalsın' pozisyonunu benimsemeseydi
IŞİD alanda ilerleyemezdi.

Maliki'nin İran'ın açık desteğiyle Sünnileri ezen politikaları konusunda Ankara'nın uyarılarını dinleseydi, IŞİD orada taban tutamaz, Irak parçalanmanın eşiğine gelmezdi.

ABD, Ortadoğu politikalarının merkezine İsrail'i oturttuğu sürece mütemadiyen 'bataklık' yaratıp bunun içinde debeleneceğini görmüyor. Amerikalı siyaset bilimcileri dış politika uzmanları bir süredir İsrail odaklı politikaların Amerikan milli menfaatlerini nasıl darbelediğine dair çalışmalar yayınlıyor.

Kılavuzu karga olanın...diye başlayan Türk atasözü durumu mükemmelen anlatıyor.

Sorun şu ki, Amerika, yaptığı hataların bedelini sadece ve en ağır haliyle kendisi ödeyen bir ülke değil. Hataları Amerika yapar bedellerini bölgedeki ülkeler ve halklar genellikle de kanlarıyla canlarıyla öderler.

İnsan eliyle yapılan ve insanı ezen, onu böcekleştiren bir mimâri...
mükemmel tezâhürü: New York!...
Gelişmişlik buysa kalsın, lâzım değil!...

Batı'nın şehirlerinde mevcut ama bizde hâlâ olmayan ne var diye sorulursa cevaplardan biri kitapçı'dır. Bizde kitapçı yok!...

'Dikey mimâri'nin bize ait birşey olmadığını anlamak isteyen
New York'a gelsin. İnsanı ezen, böcekleştiren, mekân duygusunu yok eden bir şehir.

Bu korkunç binalar en azından boş ve değersiz tarlalar üzerine dikildi.
Bizimkiler bunları bir medeniyet mirasını yok edip yağmalayarak dikiyorlar.

Davutoğlu, entelektüel birikimiyle siyasete nezâket ve zarâfet katabilmelidir.

Mesela kendisine soru sorulamayan bir başbakan olmamalı.

Bir "yeni Türkiye" olacaksa, bunun bir göstergesi de medyayla ilişkilerin artık doğru bir zeminde yürütülmesi. "Bizim kanal"da " bizim gazetecilerin" karşısına oturarak olmaz bu iş.

Davutoğlu'na 'deneme süresi' verip bayrağı Gül'e teslim etmek için sabırsızlananlar var. Kronometre Bülent Arınç'ın elinde!

Arınç ve Gül'ün durumu Sakarya Savaşı öncesinde Tiflis'e gelip savaşın neticesini beklemeye başlayan Enver Paşa'nın durumuna benziyor.

Yeni Türkiye'de medya ile ilişkiler "bizim kanal"da "bizim gazetecilerin" karşısına oturarak olmaz, öyle olursa ayıp olur.

Gürkan Zengin

15.09.2014